DAO'ların (Merkeziyetsiz Ortaklıklar) Türk Ticaret Kanunu Karşısındaki Tüzel Kişilik ve Sorumluluk Statüsü
Merkeziyetsiz Otonom Organizasyonların (DAO) TTK'nın sınırlı sayı ilkesi ve tescilin kurucu niteliği karşısındaki konumu; TBK m. 620 vd. kapsamında Adi Ortaklık nitelendirmesi, token sahiplerinin sınırsız ve müteselsil sorumluluğu ile Legal Wrapper (LLC/Vakıf/AŞ) hibrid çözümleri.
Giriş
Blokzincir teknolojisinin getirdiği en radikal kurumsal yeniliklerden biri, Merkeziyetsiz Otonom Organizasyonlardır (DAO - Decentralized Autonomous Organizations). Klasik şirket yapılarındaki yönetim kurullarını, CEO'ları ve fiziki genel kurulları ortadan kaldıran DAO'lar; ortaklık iradesini, karar alma süreçlerini ve kâr payı dağıtımlarını akıllı sözleşmeler (smart contracts) vasıtasıyla kodlara devretmektedir. Organizasyonun tüm kurallarının açık kaynaklı kodlarla belirlenmesi ve oylamaların kripto varlıklar (yönetişim tokenları) üzerinden yapılması, ticari hayata benzersiz bir şeffaflık ve hız getirmektedir. Ancak yasal bir tescile, fiziki bir merkeze ve geleneksel bir yönetim organına sahip olmayan bu yapıların hukuki niteliği; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) çerçevesinde şekillenen “ortaklıklar hukuku” dogmatiği karşısında derin bir regülatif boşluk ve sorumluluk kaosu yaratmaktadır.
1. Türk Ticaret Kanunu Açısından Tüzel Kişilik ve Sınırlı Sayı (Numerus Clausus) İlkesi
Türk hukuk sisteminde bir topluluğun veya organizasyonun hukuki bir aktör olarak kabul edilebilmesi ve bağımsız hak ve borç ehliyetine sahip olabilmesi, kendisine “tüzel kişilik” atfedilmesine bağlıdır.
- Sınırlı Sayı İlkesi: TTK ve Türk Medeni Kanunu (TMK) uyarınca ortaklık türleri sınırlı sayı (numerus clausus) ilkesine tabidir. Taraflar, kanunda düzenlenen limited, anonim, komandit, kollektif veya kooperatif şirket modellerinin (TTK m. 124) dışında yepyeni bir sermaye şirketi türü yaratamazlar.
- Tescilin Kurucu Niteliği: Türk şirketler hukukunda tüzel kişiliğin kazanılması, ticaret siciline tescil ile gerçekleşen kurucu bir hukuki işlemdir. Herhangi bir ticaret siciline tescil edilmeyen, resmi bir unvanı ve ana sözleşmesi bulunmayan DAO'lar, TTK anlamında bağımsız birer tüzel kişilik olarak kabul edilemezler. Tüzel kişiliğin bulunmaması, DAO'nun kendi adına mal varlığı edinememesi, sözleşme akdedememesi ve mahkemelerde davacı veya davalı sıfatıyla (taraf ehliyetiyle) yer alamaması anlamına gelir.
2. DAO'ların Hukuki Niteliği: Adi Ortaklık (TBK m. 620 vd.) Varsayımı
Tüzel kişiliği bulunmayan ancak birden fazla kişinin (token sahibinin) ortak bir amaca ulaşmak (ortak yatırım yapmak, yazılım geliştirmek vb.) üzere sermaye veya emek koyarak bir araya geldiği yapılar, Türk borçlar hukuku tarafından sahipsiz bırakılmamıştır.
- Genel Çatı Hükmü: TBK'nın 620. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımayan her ortaklık, kendiliğinden “Adi Ortaklık” hükümlerine tabi olur. Küresel ölçekte Delaware Mahkemeleri veya CFTC (Emtia Vadeli İşlemler Ticaret Komisyonu) kararlarında benimsenen yaklaşıma paralel olarak; Türk hukuku uygulamasında da yasal olarak tescil edilmemiş bir DAO, ortaklar arasında kurulmuş bir adi ortaklık olarak nitelendirilecektir.
- Yazılı Şekil Şartının Bulunmaması: Adi ortaklık sözleşmesinin kurulması hiçbir şekil şartına tabi değildir (TBK m. 12). DAO katılımcılarının akıllı sözleşmeyi onaylayarak fona token yatırmaları ve ortak amaca yönelmeleri, adi ortaklık sözleşmesinin kurulması için aranan “karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanı” (icap-kabul) için yeterlidir.
3. En Büyük Sorumluluk Riski: Sınırsız ve Müteselsil Sorumluluk
DAO'ların birer adi ortaklık olarak kabul edilmesi, organizasyona katılan, yönetişim tokenı alan veya oylamalara katılan tüm üyeler (ortaklar) için çok ağır bir hukuki ve finansal risk doğurmaktadır.
- Şahsi ve Müteselsil Sorumluluk: Anonim veya limited şirketlerde ortakların sorumluluğu şirkete taahhüt ettikleri sermaye payı ile sınırlıdır (sınırlı sorumluluk). Buna karşın adi ortaklık rejiminde (TBK m. 637/3), ortakların ortaklık ilişkisi çerçevesinde üçüncü kişilere karşı üstlendikleri borçlardan dolayı tüm malvarlıklarıyla, sınırsız ve müteselsil (zincirleme) olarak sorumludurlar.
- Sorumluluğun Dağılımı Kaosu: Bir DAO'nun akıllı sözleşmesindeki bir kod hatası nedeniyle üçüncü kişilerin zarara uğraması, DAO'nun haksız fiil işlemesi veya üstlendiği bir edimi yerine getirememesi halinde; zarar gören üçüncü kişiler, zararın tazmini için DAO tokenı sahibi olan herhangi bir ortağa (veya tüm ortaklara) şahsi malvarlığı üzerinden icra takibi başlatabilir. “Ben sadece oylamaya katıldım, yönetici değilim” savunması adi ortaklık hükümleri karşısında geçersiz kalacaktır.
4. Kurumsal Çözüm Arayışları: Hibrid Yapılar (Wrapper Entities)
DAO'ların barındırdığı bu fahiş sınırsız sorumluluk riski, blokzincir girişimcilerini ve hukukçularını geleneksel hukuk sistemleriyle hibrid entegrasyonlar kurmaya zorlamaktadır. Uygulamada en sık başvurulan yöntem “Yasal Kabuk/Sarıcı Şirket” (Legal Wrapper) modelleridir.
- Sınırlı Sorumluluk Kalkanı: DAO, operasyonel kararlarını yine zincir üstünde (on-chain) akıllı sözleşmelerle alırken; dış dünya ile ilişkilerini (sözleşme imzalama, vergi ödeme, personel istihdamı) yürütmek üzere İsviçre, Cayman Adaları, Marshall Adaları veya ABD'nin Delaware/Wyoming eyaletlerinde bir Limited Şirket (LLC) veya Vakıf (Foundation) kurmaktadır. Türk hukuku açısından da bir DAO'nun faaliyetlerini Türkiye'de yasal bir zemine oturtması, ortaklarının şahsi varlıklarını korumak adına bir Anonim veya Limited şirket çatısı (wrapper) altına girmesini zorunlu kılmaktadır.
Sonuç
Merkeziyetsiz Otonom Organizasyonlar (DAO), ticaret hukukunun yüzyıllık “merkezi organ, fiziki tescil ve insan yönetimi” paradigmalarını altüst etmektedir. Mevcut Türk Ticaret Kanunu rejiminde bir tüzel kişilik olarak tanınmaları imkansız olan DAO'lar, borçlar hukuku süzgecinden geçerek doğrudan “Adi Ortaklık” duvarına çarpmaktadır. Bu durum, teknolojik olarak merkeziyetsizliği savunan organizasyon aktörlerini, yasal olarak tüm malvarlıklarıyla sınırsız sorumlu olma gibi arkaik bir riskle baş başa bırakmaktadır. Türkiye'nin blokzincir ve Web3 ekosisteminde bir çekim merkezi olabilmesi için, gelecekteki ticaret hukuku reformlarında DAO'lara sermaye şirketlerine benzer sınırlı sorumluluk tanıyan, ancak otonom yapılarını koruyan sui generis (kendine özgü) kurumsal statülerin ve tescil mekanizmalarının mevzuata kazandırılması kaçınılmaz bir gerekliliktir.