Yapay Zekanın Geliştirdiği Buluşların Patentlenebilirliği: DABUS Davaları Ekseninde Mucit Kavramının Dönüşümü
6769 sayılı SMK, EPC ve DABUS davaları ışığında yapay zekanın 'mucit' sıfatını haiz olup olamayacağı sorunsalı; ABD, İngiltere, EPO, Türkiye ile Güney Afrika ve Avustralya yargısal reflekslerinin karşılaştırmalı analizi ve elektronik kişilik, çalışan buluşları kıyası ile sui generis koruma modelleri üzerine akademik değerlendirme.
Giriş
Sınai mülkiyet hukuku, Sanayi Devrimi’nden bu yana insan yaratıcılığını ve Ar-Ge yatırımlarını teşvik etmek amacıyla buluş sahiplerine tekel hakkı tanıyan bir koruma rejimi geliştirmiştir. Ancak yapay zeka sistemlerinin sadece birer veri işleme aracı olmaktan çıkıp, insan müdahalesi olmaksızın otonom buluşlar yapabilecek seviyeye gelmesi, patent hukukunun temel paradigmasını sarsmaktadır. Bu hukuki çıkmaz, Amerikalı yapay zeka uzmanı Dr. Stephen Thaler tarafından geliştirilen DABUS (Device for the Autonomous Bootstrapping of Unified Sentience) adlı yapay zeka sisteminin mucit olarak gösterildiği patent başvuruları ile küresel bir yargı krizine dönüşmüştür. Bu makalede, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK), Avrupa Patent Sözleşmesi (EPC) ve DABUS davaları ışığında, yapay zekanın “mucit” (inventor) sıfatını haiz olup olamayacağı sorunsalı akademik olarak tartışılmaktadır.
1. Patent Hukukunda “Mucit” Kavramı ve İnsan Merkezli Yaklaşım
Dünya genelindeki tüm patent mevzuatları ve uluslararası antlaşmalar, sınai mülkiyet haklarının öznesini geleneksel olarak “gerçek kişi” (insan) olarak konumlandırmıştır.
- Fikri Emek ve İrade Bağı: Bir teknik buluşun patent korumasından yararlanabilmesi için yenilik, buluş basamağı ve sanayiye uygulanabilirlik kriterlerini taşıması gerekir. Bu kriterlerin değerlendirilmesinde kullanılan “tekniğin bilinen durumundaki uzman kişi” hayali figürü, insani bir zeka seviyesini esas alır.
- Hukuki Süjelik (Kişilik) Eksikliği: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) uyarınca hak ve borç ehliyeti sadece gerçek ve tüzel kişilere tanınmıştır. Yapay zeka sistemleri mevcut hukuki statüleri itibariyle birer “eşya/yazılım” niteliğinde olup, hukuki bir kişiliğe (süjelik) sahip değildir. Bu nedenle, bir eşyanın kendi adına hak sahibi olması veya mülkiyet iddia etmesi yasal olarak imkansızdır.
2. Küresel Bir Kırılma Noktası: DABUS Davaları ve Yargısal Refleksler
Dr. Stephen Thaler, yapay zeka sistemi DABUS’un insan yardımı olmaksızın otonom olarak iki farklı buluş (bir gıda kabı ve acil durum sinyal lambası) geliştirdiğini iddia ederek dünya genelindeki tescil ofislerine patent başvurusunda bulunmuştur. Başvurularda mucit kısmına doğrudan “DABUS” yazılmış, patent hakkı sahibi olarak ise Dr. Thaler gösterilmiştir. Bu stratejik adım, küresel yargıda büyük bir fikir ayrılığı yaratmıştır:
A. Ret Kararı Veren Muhafazakar Rejimler (ABD, AB, İngiltere, Türkiye)
- Avrupa Patent Ofisi (EPO) ve İngiltere Yüksek Mahkemesi (UKSC): EPC m. 81 uyarınca mucidin bir gerçek kişi olması gerektiğini belirterek başvuruları reddetmiştir. İngiltere Yüksek Mahkemesi, yapay zekanın bir insan olmadığını ve hukuk sistemi tarafından kendisine “mucit” statüsü verilemeyeceğini kesin olarak hükme bağlamıştır.
- ABD Federal Temyiz Mahkemesi (CAFC): ABD Patent Kanunu’ndaki (Patent Act) “birey” (individual) kelimesinin yalnızca insanları kapsadığını, yapay zekanın bu tanımın dışına taşamayacağını vurgulamıştır.
- Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT): 6769 sayılı SMK kapsamında mucitlik hakkının ve buluş sahibinin tescil süreçlerinin gerçek kişilere özgülenmiş bir hak olduğunu kabul ederek küresel eğilime paralel olarak ret yönünde irade göstermektedir.
B. Ezber Bozan İstisnalar (Güney Afrika ve Avustralya)
- Güney Afrika Cumhuriyeti: Dünyada bir yapay zekaya (DABUS) mucit sıfatıyla patent tescili veren ilk ve tek ülke olmuştur. Ancak Güney Afrika’nın patent sisteminde derinlemesine bir esastan inceleme (yenilik/buluş basamağı kontrolü) yapılmaması, bu kararın teorik değerini tartışmalı hale getirmektedir.
- Avustralya Federal Mahkemesi (İlk Derece): 2021 yılında verdiği ilk kararda, kanunda mucidin insan olmasını zorunlu kılan açık bir hüküm bulunmadığını ve yapay zekanın mucit sayılabileceğini belirterek ezber bozmuştur. Ancak bu karar daha sonra Federal Mahkeme’nin tam kurulu tarafından üst mahkemede bozulmuş ve Avustralya da insan merkezli yaklaşıma geri dönmüştür.
3. Akademik Tartışmalar ve Alternatif Hukuki Modeller
Yapılan otonom buluşların mucitsiz kalması ve kamu malı sayılması riski, Ar-Ge yatırımları yapan teknoloji şirketlerini cezalandıracağı için doktrinde yeni alternatif modeller tartışılmaktadır:
- Elektronik Kişilik Modeli: Avrupa Parlamentosu’nun geçmişte önerdiği gibi, gelişmiş yapay zeka sistemlerine belirli sınırlı hak ve borçlar yükleyen bir “elektronik kişilik” (electronic personhood) statüsü tanınması.
- İşçi-İşveren İlişkisi Kıyası: SMK m. 113 ve devamında düzenlenen “çalışan buluşları” rejiminin kıyasen uygulanması. Bu modele göre, yapay zeka bir çalışan (araç) gibi kabul edilecek; onun geliştirdiği buluşun patent hakkı, yapay zekaya yatırım yapan ve onu işleten sahibine (işverene) ait olacaktır. Ancak bu modelde de “mucit” kısmına kimin yazılacağı sorusu askıda kalmaktadır.
- Türev Buluş / Sahiplik Atfı: Mucit kısmına yapay zekayı tasarlayan veya buluşu yapması için komuta eden insanın yazılması, ancak açıklama kısmında yapay zekanın payının belirtilmesi.
4. Sonuç
DABUS davaları, yapay zekanın teknik olarak buluş yapabildiğini ancak hukuk sistemlerinin bu teknik gerçeği taşıyabilecek yasal olgunluğa henüz erişmediğini göstermiştir. Mevcut Sınai Mülkiyet Kanunları ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde, yapay zekanın resmi olarak “mucit” sıfatıyla patent sahibi olması mümkün değildir. Ancak, yapay zeka tarafından geliştirilen ilaç formülleri veya mühendislik harikası tasarımların patent korumasından tamamen mahrum bırakılması ticari rasyonaliteye aykırıdır. Sınai mülkiyet hukuku, yakın gelecekte “insan mucit” ısrarını esnetmek veya yapay zeka destekli buluşlar için “faydalı model” benzeri yepyeni bir sui generis (kendine özgü) koruma rejimi inşa etmek zorunda kalacaktır.